21 Nisan 2011 Perşembe

Aşk.

      Uğruna kitaplar yazılan, filmler çekilen, kimilerinin ince hastalığa tutulmasına neden olan şey, aşk. Aşk hakkında bir iki kelam edebilmek için, aşka dair yaşanmışlıkları olması lazım insanın. Belki de buna gerek yok, kim bilebilir?
      Her yerde aşkı görebilmek de mühim mesele. Bir yaprağın hışırtısında, bir kuşun kanadını çırpışında, bir dalganın kayaya çarpışında veya hayatın içindeki herhangi bir şeyde aşkı görebilmek, onu hissedebilmek büyük erdem olsa gerek.
      Bence aşkın kime, neye karşı duyulduğu değil, aşkın kendisidir önemli olan. Aşka aşık olmak, divan edebiyatında bolca yer alan bir konu. Nice aşıklar gelip geçmiş dünyadan, kimileri efsaneleşmiş, kimileri silinip gitmişler artlarında bir iz bırakmadan. Yani demem o ki, aşıklardan ziyade aşktır dünyada kalan.
      Hayatın hüzünle dolu olmak için çok kısa olduğunun farkına varmak, mutluluğu aramak ne güzel şey.
      Aşkı bulabilmek, aşka giden yolda sona varabilmek dileğiyle. Uzun günler, hoş geceler.

1 yorum: